Menü

• Güncel
• Beyoğlu Bilgisi
• Beyoğlu Fotoğrafları
• Cafe Bar Restaurant
• Sinemalar
• Tiyatrolar
• Kültür Merkezleri
• Oteller
• Sanat Galerileri
• Konsolosluklar
• Kroki
• Beyoğlu Kitapları
• Kaygısız Yazılar
• İstiklal Rehberleri
• Künye
• Gizlilik Politikası
• İletişim


Cafe Bar Restaurant

Asmalımescit Balıkçısı

Barcelona Cafe
Bonsoir Restaurant Bar
Cafe Guitar
Dulcinea
Koyu Kahve
Şeyhbender
Andon
Babylon
Hayal Kahvesi
Manhattan
My Moon
Mojo
The North Shield Pub
Soho
Tierra Music Club
Teras 6
Asır Restaurant
Cumhuriyet Meyhanesi
Kallavi 20


Beyoğlu Bilgisi

Ağa Camii
Arap Camii
Atatürk Kültür Merkezi
Cumhuriyet Anıtı
Çiçek Pasajı
Galata Kulesi
Galatasaray Hamamı
Serpuş Han
Taksim
Tünel

   , Hoş Geldiniz!
 
 

Ana Sayfa | Kaygısız Yazılar | Bilindik Bir Hikaye - ATACAN CANAY

   En son ne zaman aşkın anlamını düşündünüz? Ya da aşkın varlığı hakkında sevdiğiniz biriyle tartıştınız. Göğsünüzü gere gere gerçekten çok sevdiğiniz sevgilinizin yanında kendinizden emin bir şekilde "Bu dünyada aşk diye bir şey yok" demişliğiniz var mı ?

   Aşkın tanımı; Sevginin en büyüğü. Duygularınızın doruk noktası. Normalde yapmayacağınız bir çok davranışı size tereddütsüz yaptıran duygu yoğunluğu. Beyninizi, davranışlarınızı ve karekterinizi ele geçiren bir mikrop! Bu yazdıklarımın hepsi aşkın tanımına oldukça uygun. Peki gerçekten aşk hiç mi kontrol edilemeyecek bir duygu? Asla değil. Eğer bilinçli bir şekilde seviyorsanız ve hayatınızdaki insanin gerçekten o olduğu hakkında hiç bir şüpheniz yoksa, herşeyi ama herşeyi paylaşabiliyorsanız ve en önemlisi bütün bu saydıklarım karşılıklıysa o zaman belki de aşkı kontrol etmek için elinizde bir şans var demektir...    Bir şans diyorum çünkü bütün bunların olması sadece mutlu sonla biten bir aşk hikayesinin kahramanı yapar sizleri. Ancak yine sizi ele geçirir ve istediğini yaptırabilir aşk. Neden? Bahsettiğimi hala gözünün önüne getiremeyen birileri varsa örnekler verebilirim. Hiç de sevgisini göstermeyen bir adam bir gün sevgilisinin evine çicekler götürüyorsa, onunla daha çok vakit geçirmek için her gün işinden erken çıkmaya bakıyorsa, farkında olmadan başkasını arayacakken telefonu kaldırınca parmakları onun telefonunu çeviriyorsa, onun kokusunu onun olmadığı alakasız mekanlarda duyabiliyorsa aşk yavaş yavaş o kişiyi yönlendirmeye başlamış demektir. Tabii bu saydıklarım milyonlarca davranışdan sadece bir kaçı. Hala aşkın olmadığına inananlar var mı ?    O zaman konuyu biraz daha inceleyelim. Aşkı yaşayanlar, başlarına gelen bu duygunun onlara neler hissettirdiklerini yazdılar. Bunlardan bir çoğu size bilindik gelebilir. Bulutların üzerinde yürümek, her şeyin birden toz pembe olması, onu her görüşünde kalbinin yerinden fırlayacak gibi olması vs... Aşkı yaşamayanlarda ( ya da yaşadığını zannedenler) bütün bunların sadece bir saçmalıktan ibaret olduğunu savundular. Peki onlara bir sorum var. Hiç tatmadığınız bir yemek ya da koklamadığınız bir çiceğin varlığı ya da yokluğu hakkında fikir sahibi olabilirmisiniz? Düşünün!

   Aşk heryerde var... Kimi zaman Brecht'in dizelerinde, kimi zamanda Chopin'in valslerinde. Sadece bunu hissetmeye çalışın. İnanın daha güzel bir güne başladığınızı hissedeceksiniz. Yaşam size daha farklı gelecek. Tabii bunu hissetmek için kendinizi zorlamak anlamına gelmiyor bu :) sadece olduğunu bilin yeter. Kimbilir, belki bir gün size de çarpar Eros'un oku.

 
     
 
© Copyright 2000-2015 istiklalcaddesi.net - istiklalcaddesi.org | Teklifleriniz için; +90 535 5888855 | Doğan Tekdemir